| 2011 ALTINOVA MÜFTÜLÜĞÜ MUHARREM AYI KONFERANS VE TASAVVUF KONSERİ |
|
|
|
| Müftülük tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 21 Aralık 2011 15:50 |
|
2011 Yılı Muharrem Ayı münasebetiyle Altınova İlçe Müftülüğünce, Subaşı Belediye Sosyal Tesislerinde bir program düzenlendi. Konuşmacı olarak Çorum Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman EĞRİ’nin teşrif ettiği konferansa, Altınova Kaymakamı Sayın Gürkan POLAT ve saygı değer eşi, Altınova Belediye Başkanı Sayın Metin ORAL, Cem Vakfı Yalova Şube Başkanı Sayın Sinan GİRAY, Subaşı Belediye Başkanı Sayın Musa KUŞ, Belde Belediye Başkanları, İl Genel Meclis Üyeleri, Siyasi Partilerin İl ve İlçe temsilcileri, Kamu kurum ve kuruluşlarımızın çok değerli Amir ve Memurları, Komşu İlçe Müftüleri, İlçe ve Belde Belediyelerimizin Meclis Üyeleri, Sanayici ve İş adamları, Muhtarlar, Dernek Başkanları, esnaf ve sanatkarlar, Müftülük Personelinin yanı sıra çok sayıda davetli ve misafir iştirak etti. Sunuculuğunu Altınova Vaizi Oktay DEMİRBAŞ’ın yaptığı Program; Saygı Duruşu ve İstiklâl Marşının ardından Hacı Tevfik Yılmaz Cami Müezzini Abid DUMAN’ın Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başladı. Program, Subaşı Belediye Başkanı Sayın Musa KUŞ’un selamlama konuşmasıyla devam etti. Cem Vakfı Yalova Şube Başkanı Sayın Sinan GİRAY selamlama konuşmasında; “Alevilerin yazılı kaynaklarının olmadığı sözleriyle karşılaşıyorum, buna oldukça şaşırıyorum. Çünkü Alevilerin yazılı kaynağı Kur’an- Kerim, yolu ise Hz. Muhammed’in yoludur...” dedi. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen GİRAY, böyle bir Programın Subaşında üçüncü defa yapıldığını, Altınova Müftülüğümüzün koordinesinde artık bir gelenek haline geldiğini, halkımızın bundan son derece memnun olduğunu ifade ederek Müftümüze teşekkürlerini bildirmişlerdir. Selamlama konuşmalarının ardından Açış konuşmasını Altınova Müftüsü Sayın Ertuğran Mehmet SOYLU’nun yaptığı programda, Karamürsel Hacı Ömerağa Camii İmam Hatibi Hakan ACAR’ın şefliğinde, aralarında 2010 ezan okuma birincisi, Öğretim Üyesi ve Öğretim Görevlilerinin bulunduğu yirmi sekiz kişiden müteşekkil “Karamürsel Müftülüğü Mürsel Paşa Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu” nca icra edilen tasavvuf konseri, okunan salâ ve mersiyeler dinleyenleri mest etti.
Prof. Dr. Osman Eğri, ‘Muharrem Ayı ve Ehl-i Beyt Sevgisi’ konulu konferansında önemli hususlara dikkat çekerek şunları söyledi: “Hz. Hüseyin’i, şehid-i kerbelayı duyunca burunlarımızın kemikleri sızlıyor, ciğerimiz kanıyor, gözyaşlarımız ceyhûn oluyor. Çünkü O, Muhammed Mustafâ’nın sancağı altında gâhi sıratı gâhi mizan yolunda mazlum mazlum gezer İmam Hüseyin sözünün muhatabı, Mazlumeyn-i şehideynden biri, cennet gençlerinin efendisi, Efendimiz’in gözbebeği İmam Hüseyin’dir…. “Hz. Hüseyin’i sevmek, imanımızın gereğidir.” Kalbinde iman taşıyan, Muhammed (a.s)’a ümmet olan, Aliyyül-mürtezâya talip olan, Hak-Muhammed-Ali yolunun yolcusu, cennete, cemâle, dîdâre ve Efendimiz’in şefaatine tâlip olan her can İmam Hüseyin’i sever. Çünkü, Hz. Hüseyin aşk çiçeği ve aşkın şehididir. Hz. Hasan, Hüseyin ve Muhsin, hepsi güzelliğin sembolüdürler…” Konuşmasına Muharrem ayı ile ilgili bilgiler vererek devam eden EĞRİ, “10 Muharrem Aşure Gününün, Efendimiz’in ifadesiyle yedi kat göğün yerin, gök ve yer arasındaki her şeyin yaratıldığı gün, bugün aynı zamanda matem-i muharrem, Hz. Hüseyin’in şehid edildiği gün, her şeyin İmam Hüseyin için ağladığı gündür. Kerbela, müslümanlar için ortak bir hüzün ve acıdır….” dedi. “Bizim davamız, ceddimiz Muhammed(s.a.v)’in bize bıraktığı mirasa sahip çıkma davasıdır.” Sayın EĞRİ, günümüze ışık tutan konferansında İslam tarihinden çarpıcı örnekler sunarak konuşmasına şöyle devam etti: “Efendimizin eşlerinden Ümmü Seleme validemiz, Hz. Hüseyin Kerbela’ya gitmeden önce gördüğü bir rüya üzerine İmam Hüseyin’i şöyle uyarır: “Ey Hüseyin! Kûfe’ye gitme! Onlar âbin Hasan’a sahip çıkmadılar. Baban Aliyye’l-Mürtezâya da sahip çıkmadıkları gibi sana da ihânet ederler” dediğinde; vefâ bostanının gülü, sadâkat ve arılık kutusunun incisi olan Hz. Hüseyin, şöyle cevap vermişti: “Anacığım! Bizim davamız saltanat ve hilâfet dâvâsı değildir. Bizim dâvâmız, ceddimiz Muhammed’in bize bıraktığı mîrasa sahip çıkma dâvâsıdır. Yezid, Kur’ân’ı yasak etmiş, haramları helale çevirmiştir. Allah’ın dinini değiştirmek istemektedir. İslâm’ın yarınlara ulaşması için benim dâvete icâbet etmem lâzım” demiştir… “Hüseyinleşmek demek, bin defa mazlum olsan da bir defa zâlim olmamak demektir” Hz. Hüseyin, Kerbelâ’ya nefsi için gitmiyordu. O, bir seçim yapmıştı. Zâlime biat ederek zâlim olmaktansa mazlum olmayı, haramın yerine helali, zilletin yerine izzeti ve şehâdeti tercih etmişti. Hz. Hüseyin, Rahmân ile şeytan arasında tercihini yaparak Rahmân’ı tercih etmiş, ruh ile nefis arasında da tercihini yaparak rûhu tercih etmiştir. Yezid olmak bu manada nefsi ve şeytanı tercih edip hırsına mağlup olmak demektir. İçimizden her kim nefsine mağlup olup Hz. Aliyyel-Mürteza gibi nefsine galip gelemezse, bir gün elinde bir kılıç bir Hüseyin’in başında kendisini bulabilir. Onun için Hüseyinleşmek demek, Hz. Hüseyin için ağlamak demek, Hz. Hüseyin’i anlamak demek, kalbimizdeki hırsı, kini, nefreti, düşmanlığı, öfkeyi ve ne kadar kötü duygu varsa o gözyaşlarıyla gönlümüzü temizlemek demektir. Biz aslında sadece Hz. Hüseyin için değil kendi günahlarımız için, kendi yapıp-ettiklerimiz ve zulmettiğimiz canlar için ağlıyoruz. Hüseyinleşmek demek, mazlum olmak demek, bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olmamak demektir. “Boşalttıysan doldur, ağlattıysan güldür!” Her kim, Muharrem ayında, mazlum olan yetimin, fakirin başını okşarsa Allah ona o muhtacın başındaki kıllar adedince sevap yazar. Kerbela, Efendimiz’in bıraktığı Kur’an’a, İslam’a, Ehl-i Beyt’e sahip çıkma destanı olduğu kadar aynı zamanda ‘akrabaya sahip çıkma destanı’dır. Her kim dostlarıyla, akrabalarıyla, komşularıyla hoşça dirilir ve akrabalık destanı yazarsa Allah ona yedirdiği lokma sayısınca sevap yazar. Bu lokma “rıza lokması”dır. Eğer eşimiz, evladımız, komşumuz, dostumuz, akrabamız bizden razıysa o zaman ‘rıza lokması’nı yiyoruz demektir. Meydana girdiğiniz zaman pirin, mürşidin, dedenin karşısında “Ey canlar! Bu kişiden razı mısınız, haklarınızı helal ediyor musunuz? Allah’ta senden razı olsun diyebiliyorsa, aynı zamanda, Bundan alınmış, incinmiş var mı? Oğlum! Boşalttıysan doldur, ağlattıysan güldür! dediğinde kimse çıkıp kendisinden şikâyetçi olmuyorsa işte onun lokmasından yemektir ‘rıza lokması’ … Hak için kendini kurban eyleyen Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin / Cümle erenlere ferman eyleyen erenler serdarı İmam Hüseyin! gibi nefsimizi kurban edebiliyorsak, nefsimizin isteklerine kulaklarımızı tıkayabiliyorsak o zaman biz Hüseyin’iz. Ve rıza lokmasını yiyebiliyoruz demektir…. Bu programa katılan her birimiz, Alevimiz, Sünnimiz, Türkümüz, Kürdümüz, Lazımız, Çerkezimiz diyoruz ki; “Ey Hüseyin! Bizler senin yanındayız ve senin yanında canımızı seve seve verip şehadet şerbetini içecek bir can da biziz” diyoruz. Çünkü Hz. Hüseyin’in yanında olmak, onun için gözyaşı dökmek bizi cennete götürecek birer vesiledir. İmam Hüseyin’in karşısında yer alanların gözlerini makam-mevki, hırs, dünya saltanatı ve kabilecilik-ırkçılık bürüdüğü için böyle akıl almaz bir cinayete ortak olabilmişlerdir ….” gibi dikkat çekici ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Program, Müftü Ertuğran Mehmet Soylu’nun yaptığı sofra Gülbengi ve Subaşı Belediyesi tarafından verilen aşure ikramıyla son buldu. Salonu dolduran Ehl-i Beyt sevdalısı canlar, aydınlatıcı ve ufuk açıcı bilgiler edinmenin yanında zaman zaman duygu dolu anlar da yaşayarak dikkatli bir şekilde programı dinlediler.
Program sonunda duygularını dile getiren canlar “hizmetiniz kabul ola” gibi kendilerine has ifadeleriyle memnuniyetlerini dile getirdiler. Programın ardından Altınova Müftülüğünce Diyanet İşleri Başkanlığımız Yayınlarından 250 adet Kur’ân-ı Kerim ve İlmihal kitabı hediye edildi ayrıca gelen misafirler için yemek verildi.
|
| Son Güncelleme: Perşembe, 22 Aralık 2011 15:24 |






